Allah’ın sevdiği kul nasıl olunur?

admin

Yüce Rabbimiz, kendi rızasına ulaştıracak amelleri Kur’an-ı Kerim’de bizlere gösterdiği gibi, rahmetinden uzaklaştıracak amelleri de tek tek sıralar. Sevgisine mazhar olan kimseleri haber verdiği gibi, sevgi ve merhametinden mahrum kalanları da anlatır. Rabbimizin sevdiğini bildirdiği kulların kimler olduğu Kur’anı Kerim’de şöyle sıralanır:

MADDİ VE MANEVİ TEMİZLİK

*“… Allah çok tevbe edenleri sever ve içi dışı temiz olanları sever.” (Bakara-222)

Allah, maddi ve manevi anlamda temiz olanları sever. Fıtratımızı her türlü kötülüklerden koruyarak, zihin ve gönüllerimizi kötülük ve çirkinliklerin esiri değil; iyilik ve güzelliklerin merkezi kılarak Allah’ın sevdiği bir kul olabiliriz.

ALLAH’TAN AF DİLEYİN

* Yine aynı ayet-i kerimede Allah tevbe edenleri sevdiğini vurgular. Tevbe, kötülük yaparak ve günah işleyerek yolunu kaybeden müminin Allah’a yönelmesi, bilerek ya da bilmeyerek yaptığı günahlardan pişmanlık duyarak bir daha yapmamaya karar vermesi ve Allah’tan af dilemesidir. Tevbe aynı zamanda kulun Allah’a bağlılığının ifadesidir. Zira günah işleyen kul “gidecek başka kapım yok” dercesine yine Allah’a yönelmekte ve ondan af dilemektedir. Bu nedenle Allah Teâlâ kendisine yönelen kalpleri, yalvaran dilleri ve açılan elleri geri çevirmez. Zira Allah, ayıpları gizleyen, günahları affeden ve tövbeleri kabul edendir.

TEVEKKÜL BİR KULLUK GÖREVİDİR

* “…Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever.”

(Al-i İmran-159)

Allah, kendisine tevekkül edenleri sever. Ancak tevekkül uyuşukluk ve hareketsizliğin bir mazereti değildir. Aksine bütün güçlüklere rağmen başarmamıza yardım edeceğine inandığımız Allah’a samimi güven ve bu güvenin verdiği tükenmez ümidin iman halini alışıdır. Bu konuda Elmalılı da şöyle der: “Fakat şunu unutmamak lazım gelir ki tevekkül, görevin yerine getirilmesini Allah’a havale etmek anlamına gelmez. Asıl tevekkül gereğini yaptıktan sonra işi Allah’a bırakmaktır.”

YAPTIĞINIZ İŞİ İYİ VE GÜZEL YAPIN

* “…Allah da muhsinleri sever.” (Al-i İmran-134)

Muhsin; “İyilik ve lütufta bulunan, yaptığı işi güzel yapan ve Allah’a ihlasla kulluk eden kişi” anlamlarına gelir. O halde gerek Allah’a kulluğumuzda gerek yaptığımız bütün işlerde ve gerekse insanlarla olan muamelelerimizde daima ihsan şuuruyla hareket etmeliyiz. Şunu asla unutmayalım ki, Allah bizi her yerde görüyor, her söylediğimizi işitiyor ve hatta kalbimizden geçen duygu ve düşünceleri dahi biliyor.

SABIR VE SUKÛNETİ ŞİAR EDİNELİM

* “…Allah sabredenleri sever.” (Al-i İmran-146)

Sabır birkaç türlüdür: Allah’ın emirlerine uymakta sabretmek (sebat), Allah’ın yasaklarından uzak durmada sabretmek (direnmek), musibete, bilhassa ilk şok anının sarsıntısına karşı sabretmek (katlanmak)tır. Öyleyse, hayatın bir imtihan olduğu bilinciyle kendimize sabrı, sükûneti şiar edinelim.

ADALETİ YÜCELTELİM

* “…Çünkü Allah, hak ve adalet hususunda titiz olanları sever.” (Hucurat-9)

İslâm’ın ana ilkelerinden birisi adalettir. İnsanlığın huzur ve saadet içinde yaşaması; yeryüzünde fitne ve fesat çıkmayıp yeryüzünün kafirlerin, zalimlerin, fasıkların ve bozguncuların eline geçmemesi, dünyamızın mamur olması, insanı insan yapan temel hak ve hürriyetlerin hayata geçirilmesi ancak adalet ile mümkündür. Allah, adil olanları sever. Öyleyse, her daim adaleti yüceltelim.

AHDE VEFALI VE TAKVA SAHİBİ

* “Hayır! (Gerçek onların dediği değil.) Her kim ahdine vefa gösterir ve takva sahibi olursa, bilsin ki Allah müttakileri sever.” (Al-i İmran-76)

Allah, üzerindeki emanetleri hakkıyla eda eden, mümin veya kafir hiçbir kimseye ihanet etmeyen, verdiği söz hususunda Allah’tan korkarak sözüne sadık kalan ve bilhassa Cenâb-ı Hakk’a verilen sözler üzerine hassasiyetle titreyen, bu şekilde takva hayatı yaşayan kullarını sever.

Yorum yapın

vozol 10000 vozol 12000 vozol vozol vozol 20000 vozol 10000 vozol neon 10000 vozol 12000 time
casino casino siteleri